AYŞEN HAMAMCIOĞLU
 
HAYAT YALAN SENDE OYALAN !

                                 

 

 

 

 

 

Hani şöyle akşam yatsan sabaha gözünü acmadan hakkın rahmetine kavuşsan…

Yok bunda da fazlaca bir seçim hakkımız yok, olanı olduğu gibi yaşamak bize düşen,  doğumda da ,ölümde de..

Zira nereden geldik nereye gideceğiz bunu bilmiyoruz.. Toplumun bütünlüğü asayiş ve Ahlak adına  kabul görmüş dinlerimiz bir takım vaatlerde bulunsada;  bunların bilimsel varlığı ispatlanmış değil henüz…

fakat bir açıdan baktığımızda görmediğimiz ancak inandığımız ve emin olduğumuz okadar çok  şey varki dünyada..

Onlara da ”vardır” diyemezken asla ”yoktur” da diyemiyoruz

nedir bu varlıkla yokluk arasındaki  bağ..

Şayet zaman olmasaydı  herşeyi oyuna dönüştüreblirdik, oysa madde dünyası sonlu ve  sonsuzluk sa,  sadece hissetiklerimiz için  var. Onlara dokunamıyor var edemiyoruz, çünkü bu bir devinim

Biz  ancak bu devinimlerin çıktıları ile varlıklarına, bir tanım getirebiliyoruz..

Aşk, inanç,  duygularımız, hisler bu  sonsuz olasılıklı devinimden   bizlere sadece bilincimiz kadarını çıktı olarak veriyor dolayısıylada  tanımlanamıyor ve miktarlanamıyorlar..  Mesela sana çok aşığım derken neye göre kıyaslarsınız varmıdır orada ki çokun bir anlamı..

Yada inancınızı gösterin desem.. çok zor sadece zamana mekana ve bilincinize göre bir çıktı  sunabilirsiniz, karanlıkta fili tutan bir kaç kişide olduğu gibi,  bunlarda da bütüne dair bir anlayışımız yok (maalesef2)..

Hayatın bir sahne olması oyuna dönüştürülmesi,  sadece  geçmişi  (deneyimlerimizi alıp gerisini)  bırakmak  ve gelecekle ilgilenmemiz  adına;  motivasyon arttırıcı bir benzetme olarak kullanırsak  ancak  kabul edilebilir, buluyorum..

Hayata gelmek, sağlıklı bir şekilde yaşamımızı sürdürmek, aile sahibi olmak,  meslek edinerek  isteklerinizi gerçekleştirmek … hepsinin  bir arada olması hep bir oyun için midir, kimi eğlendiriyoruz, nedir bunca bir araya gelmiş,  oldukça zor bir yapılanmanın  hedefi.. Hz insana hizmet için midir…

Kızıma sormuştum  daha çok küçüktü”sevimcim bu dünya ya neden geldin” diye..

ilgiçtir 9 yaşındaydı ve hiç yatsımadan cevap verdi..

Aynı soruyu 40 lı 50 yaşlarda birisine yönelttiğimdeyse;  ya  aynı soruyu bana yöneltiyorlar ( ki cevabı olmayan çoğu korkak bu yöntemi kullanır) yada duraksayıp bayağı bir düşünüyorlar…

Neyse; kızımın cevabı şöyle oldu

-eğlenmeye

-buraları(dünyayı) görmeye

-öğrenmeye

demişti.. Ay nekadar şaşırmıştım! onca yaşa rağmen benim de cevaplarım aynıydı

-mutlu olmaya(tüm kendi öğretilerimizle)

-dünya gezegenini keşfetmeye, yemişleri tatmaya doğayı ve düzeni görmeye

-kendimi  (insanı) tanımaya öğrenmeye

Bir çok olayda okadar çaresiz kalıyoruzki  çoğu zaman   ‘ ‘olduğu kadar, olmadığı kader” deyip boşveriyoruz ..

Oysa  hayat bir tesadüfler zinciri midir?

Her şey öylesine mi olur?  Haklılar, haksızlar, sebepler, sonuçlar hepside bir düzensizlik içerisindemi vukuu bulur..

 

İnsan olarak,  insanlık olarak sorumluluklarımızı  nasıl tanımlıyor neresin de görüyoruz kendimizi,

Gelmeninde gitmeninde seyehatinde bir bedeli var …

Kararlarımız tercihlerimiz ve sorumluluklarımız bizi biz yapan değerlerimizi ortaya çıkarıyor .

Sebepler ve sonuçlarsa hayatınmızın manasını  yapılandırıyor bence…

YORUMLAR

Henüz yazılmış bir yorum yok.

Siz de Yazın....