AYŞEN HAMAMCIOĞLU
 
Fabrika ayarlarımıza dönüş

Şayet fırsatlar geldiğinde o konuda yeterince donanıma sahipseniz... Hani derler ya; Savaşa giderken elinizde kılıç ve kalkanınız var ise yeteneklerinizi hedeflerinizle senkronize  edebildiyseniz, (yeteneklerinizin ne olduğunu ve nereye kadar olduğunu doğru tespit edebildiyseniz) emek, enerjiniz, zeka, yetenek ve çalışarak ulaştığınız bu noktada  o fırsatı yakalayabiliyorsunuz.

Başarıda kendinizi iyi tanıyorsanız başarı yetenek ve çalışma kapasitelerinizi iyi tanımlamışsanız, o firsatı yakalayabiliyorsunuz  ve karakteriniz, hedef kariyeriniz, ve kapesiteniz aynı paraleldeyse ne ala... İrade disiplin ve çalışma ile  hedefi yakalar başarılı olursunuz. Okullar okumak, akademik kariyer yapmak demek,  başarı için yeterli olmuyor. Dünyada mı yaşıyorsunuz,  dünyanızda mı? Bu anlamda kendimizi okumalı  ve karnelerimize bakmalıyız. Öcelikle kendimizden mezun olmalıyız. Karakterimiz değişmez, 7-77 aynıdır.  Buna mizaç da denebilir. Bir de 7 yılda bir değişime uğrayan kısmımız vardır ki; oda kişiliğimiz. 7 yılda bir büyük kararlar alır  kendimizi yeniden yapılandırırız.

İşte o zamanlar öncesi bir kaos yaşarız her şey havalanmış ve yeniden yerine oturması için yeni kararlara yeni bir iş yeni bir  hedefe yöneliriz. Aslında hedonik adaptasyon diye de adlandırılan bir şeyleri elde ettikten sonraki alışma kanıksama ve sonrasında normal ve rutinleşme durumu, yani insan bir yandan sabit korunaklı bildiği güvende olduğu alanlarda kalmak isterken rutinleşmenin getirdiği sıkıntı ki bu kapasite değerlerinin gerçekleştirilmemesinden kaynaklanır. Merak duygusu ile birlikte arayış kendini gerçek potansiyelini gerçekleştirme çağrısı, çoşkusu ve isteği olarak oraya çıkar. İşte bu noktada disipline olabilecek  ve yeni merakınıza-hedefinize ulaşmak üzere yola çıkabilirseniz işte gerçek gelişim  ardından değişim ve dönüşüm geliyor.

Pergel gibi olmak bazı değişmezlerimizi koruyarak gelişecek ve değişecek olursak  başarıya –amaca  daha dingin ilereriz. Çünkü her şeyi değiştirmeye kalkacak olursak da korku ve panik bizim önümüzü tıkar.

‘’Hayatta en hakiki mürşit can sıkıntısıdır’’ Mümin Segman

Can sıkılması demek  kendimizle hizalanmamızı sağlar yani potansiyellerimizi gerçekleştirmemiz için iç sesimizin bize olan hatırlatmalarıdır. Kapesitemize ihanet etmeyelim arkadaşlar. Konfor alanından çık yani bu 'bir sinyal' var demektir. Kapasiten ve yaptıklarının  arasındaki diferansiyel fark can sıkıntısıdır. Bunu daralttığımız oranda mutlu oluruz.

Fabrika ayarlarınızda yoksa evet zor ancak %20 civarı arttırılabilir. Fabrika ayarınız sanatçıysa ve siz becerilerinizi de bu yönde çabalayarak geliştirebiliyorsanız ancak başarılı olursunuz. Başarı mutluluk getirir mi para mutluluk getirir mi?  1 bardak şarap keyif verir mi?  Evet verir. Peki 200 bardak şarap çok mu mutlu eder?

İşte buradan bakacak olursak temel ihtiyaçların karşılanması insana mutluluk verir, ama yapılan araştırmalar bir çok göstermiştir ki başarı, para ve mutluluk arasında oransal bir artış yoktur. Tabu başarı eğer ihtiyaçlara hizmet eden bir diğerine fayda sağlayan içine çıkar ego girmemiş bir hedefe hizmet ediyorsa, o zaman oransal artış sürekli bir mutluluk olabiliyor bu anlamda başarı gerçekten de içinizdeki potalsiyelin dünyada mekan  bulması ise size mutluluk-özgürlük-huzur-dinginlik-yaşama sevinci-onur saygınlıkl zenginlik  getirir. Mutluluk kariyer kadar karektere de bağlıdır.

İnsan kendi üzerinde çalışmalıdır ve karekterlerine uygun kariyer yapmalıyız ve bu sürdürülebilir bir yapı olur içimizdeki boşlukları doldurmalıyız içsel konuşmalarımızı dinginleştirmeli ve bu sohbetlerimizi yani kararlarımızı kitapla felsefe müzikle ve sporla doldurmalı zenginleştirmeliyiz. Yani kendimizle baş başa kalacak zamanlarımız olmalı bedenlerimizle ruhlarımız paralel olmalı bazen başarı ruhsal çöküşlere de sebep olabilir.

Kabiliyetiniz çok önemlidir. Bir insanın kabileyetleri düşük istekleri yüksekse her zaman taviz vermek zorundadır. Çünkü birbirini tamamlayan bu ikili eğer paralel olmazsa mutsuzluğun başlamasına başarının kaybedilmesine yol açacaktır başarı.

Çetin Altan ‘’Başarı yalan söyleme gereği duymamak demektir"

Ahlaki değil ihtiyaç duymamak istekle yetenek arasındaki fark açıklık yani ya yalan sölemesini YA DA TAVİZ vermek ya da kurnazlık yapmak zorunda kalır ki, bu hiç de etik değildir. O zaman geriye bir tek seçenek kalıyor; o da ÇOK ÇALIŞMAK  onurlu bir başarı için 2 kat daha çok çalışmalısınız. (bilgi eksikliğini kurnazlıkla kapatırken beceri eksikliğini de  kabadayılıkla kapatmaya çalışır. 

‘’GÜZEL BİR KADININ LANETİ İRADELİ  BİR ERKEĞE AŞIK OLMASIDIR’’  MÜMİN SEGMAN

Güzelliğin gücü-etkileşim etkilemek

Başarı kabiliyeti, başarıyı kullanma kabiliyeti yaptığınızı bilgi olarak aktabilme kendini anlatabilmek ince bir cizgi. Başarının kısmanılması ve yeterince taktir edilememesinin ardında biraz da işte bu kurnazlıklar yada hak edilmemişlikler yatar. Özellikle az gelişmiş ülkelerde bu hep böyledir. Biraz da gelişmemişliğin getirdiği sürekli eleştirme negatif bakış açısı da bunu sağlar. Başarısızlığın sorumluluğunu alamayan insanlar buna bir kulp bulma yolunda o kadar da zekiler ki; aslında şartların onu başarısızlığa sürüklediğini kendilerine inandırıp rahatlık alanlarında şansızlıklarının ve kötü kaderlerinin nağralarını atıyorlar.

Bu vesile kişiyi nasıl bilirsizi tabiî ki kendin kadar ezberini bozmamak içinde. Bir ülkede adil bir başarı sistemi yoksa yani torpil rüşvet varsa bir şüpe ve gölgeler oluşuyor ve kulp bulması kolay oluyor. Başarı övülmeli ve günlük hayatımızda alışkanlık haline getirmek ve verdi. O firsatı yakalayabiliyorsunuz,  buna da şans diyoruz. Pozitif olmalıyız.

Günlük eleştiri / övgü oranlarımıza bakmalıyız ve övgü anlarını yakalamalı ve bu yolla başarı oranlarımızı arttırarak sürdürülebilir bir bir farkındalık yapmalı ve kendimizi teşvik etmeliyiz.   Kendi kodlarımız kadar başarı olabiliriz. Akıl ve sezgi paralel olmalı dengelemeliyiz. Aslolan işini iyi yapmak. İşini ilişkiler üzerinden oluşturmak yanlıştır. Başkası görmedediğinde de doğruyu ve işimizi iyi yapmalıyız. Asolan kendimize yalan söylememek ve saygınızdır. 

YORUMLAR

Henüz yazılmış bir yorum yok.

Siz de Yazın....